Bazen kendimi yandaki nicholasın yerine koyuyorum,
poz olarak.
Çok sessizim ve bir derdim var,
çözemiyorum.
Şimdi bugün seçim olsa kime oy veririm bilemiyorum,
bu çok vahim bir durum.
Utanıyorum,
ama kendimden değil.
Çözüm arıyorum bulamıyorum,
ne bok yiyeceğimiz belli değil.
İlk oy kullanışım olacağından kendime bu konuda sorumluluk yüklüyorum.
Düşünüyorum ve bulamıyorum,
fikri olan varsa belirtmesin ilgilenmiyorum.
Mitingler yapılıyor,
bildirmiyorum.
Bu konuda fikirlerim var,
yazmıyorum.
Sessiz kalıyorum,
zamanı değil biliyorum.
Neyse bunu da geçiyor, devam ediyorum…
UMUT @ saat 23:44 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
bir umut vardır hiç tükenmeyecek,
bir hasret vardır çekilmeyecek,
bir de ölüm vardır, elbet bir gün gelecek,
ama sana olan sevgim;
ne ölecek
ne de bitecek . . .
UMUT @ saat 21:14 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
* 11 Nisanda Küçükparkta izlediğim 1-0 yendiğimiz maç çok güzeldi ya. Hem ortam olarak hem maç olarak baya bir zevk aldım, hatta stress attım. En son 28 Ocakta İstanbul’a gidip maçı izlemiştim o günden beri çok fazla maçı zaman problemi nedeniyle izleyemiyordum. İzmirdeki Beşiktaşlıların büyük bir bölümüyle bornovada maç izlemek terapi gibi geldi desem yeridir. Ve artık diyorum ki “bir takım bir takıma bu kadar çok koyar mı ya :)”.
* Evde pinekleyip para kazanan, bunları dışarda ota boka yatıran umut uzun bir süredir yok, kendisini yolcu ettim ve geri gelmeyecek. Artık boş zamanlarında web ve internet hakkında sıkılmadan büyük bir zevkle makale okuyan, uygulamalı konuları uygulayan, reklamcılık ve görsellik konusunda kendini daha çok geliştiren bir umut var. Hatta 4 gözle çıkacak yeni programları bile bekliyor. Bu umut’un tek sorunu arkadaşlarıyla iletişimi çok zayıf, kimseyi arayamıyor soramıyor hakikaten vakti yok. Ama güzel deneyimler ve tecrübeler ediniyor, müşteri ilişkilerini geliştirip portfoyüne bir çok şey eklemeye çalışıyor. Bunları hallettikten sonra eski umutun -vefalı- özelliği geri dönecek, şüphe olmasın.
* İçkiyi bırakmıştım, övündüğüm bir konuydu. Fakat son 1 aydır yine çok alkol almaya başladım. Hatta öyle ki yine sarhoş olmama durumları yine baş gösterdi, öyle hafif güzel kafayla uykuya dalıyorum. Bünye meselesi olsa gerek, ne kadar bıraktım deyip sonra içsemde çarpmıyor işte. Mayalı içkilere olan alerjim(i desem ne desem) azdı yine suratımda 3 tane öküz gibi sivilce çıktı. Ne güzel ne zamandır yoktu. Bu alkol yok mu bu alkol, çok fena çok.
* Uykucu umutta kayboldu artık, daha az uyuyup beyin olarak yorulan umut var. Şöyle bir bıraksalar heralde 14 saat uyuyacak durumda gezinen, nescafe ile ayakta durmaya çalışan ve artık bu durumu bünyesinin de kabul ettiği umut var. Ama böylede iyi gibi, bir sorun yok.
* Duman’a sarmaya hala devam, evde işte yolda her yerde takıldım duman dinliyorum. Neden böyle oldu bunu bende bilmiyorum belki bayadır dinlemediğim için vücut özlemiş ve şimdi depolama yapıyor olabilir. Yinede güzel, gelsin artık şu elemanlar askerden özledim çok fena. Hatta izmir’e geldikleri ilk konsere gideceğim, bunu da buraya yazıyorum.
* Şöyle bi’ 1 ay geriye bakıyorum da, Mart ayı hakikaten bir çok yönden çok güzel geçti. Astrolojiye bağlamıyorum, tamamiyle kendime yoruyorum bu olayı. Çok fena azıttım ben, çook.
* Turkcelli Kenan reklamlarında kimse kusura bakmasın ama aklıma “bi kenan vardı götü kaşınan” cümlesi geliyor, ben mi terbiyesizim ortam mı beni bu duruma soktu bunu da tartışırım icabında.
UMUT @ saat 04:30 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
21 Martta yeni bir işe girdim, mutluyum.
1 Nisan’ı artık seviyorum, kimse şaka yapmakla uğraşmıyor.
Sigarayı azaltmam gerek, boğazım yandı tüm gün.
“Duman” krizine girdim, dünden beri best of bütün şarkılarını dinliyorum. Kaan artık askerden gelsinde albüm çıkarsın diyede hayıflanıyorum.
Ofisteki bilgisayardan sonra kendi bilgisayarımı beğenmemeye başladım, para ayarladığım her an telefonumla bilgisayarım tekme yiyecek, haberleri olsun.
Artık sms bölümünden mesaj gelmiyor, bende aptal aşıklarla uğraşmıyorum (umut sevgilimden ayrıldım napmalıyım diyenlere ithafen).
Alkolü bırakmışken geçen hafta kandırıp içirdiler, önce kıbrıs şehitlerinde sonra eshotlarda maymun oldum. İçmeyeceğim arkadaş, zorlamayın.
Yalın yeni albüm çıkarmış ama her şey’i herşey yazarak beni ayar etti.
Malt’ın yeni şarkısını beğendim, dinliyorum iş yerinde bol bol.
Ekşi sözlüğü seviyorum, hala browser açıyorsam büyük ölçüde sebebi.
Barda’yı izledim ve beğenmedim. TGG nedir abi ya, yapma Serdarcım yapma.
Sınav’ı hala izleyemedim, kısmetse gelecek ay.
Dvd Writer’ım bozuldu, Nec dvd-rw almayın aldırtmayın.
İnternette bi’ ticaret işine daha girdim, bi ürün satıyoruz. Burda reklamını yapmayacağım ama.
Metin Uca’nın cumhurbaşkanlığına aday olduğunu afişlerde gördüm, sonuç ne olur bilmiyorum.
Sanırım yaz sonuna kadar İzmir’de yaşamaya devam edeceğim.
Sitenin bu görüntüsünden sıkıldım, fırsat bulur ve kıçımı kaldırabilirsem değiştirmek istiyorum. Şu an için özel hata sayfası yapabildim sadece.
Meg Ryan’ın şu fotoğrafına aşık oldum, hala bu tipte genç olsa posterini duvarıma asardım. (O dudaklarıda yerdim heralde)
Lost’ta Sawyer ve Jack’i bırakıp Jin’i beğenen bir bayanda gördüm ya, garip oldum.
Bilgisayarda bugün vakit geçirmediğimi zannederken sadece google’da 300’ü aşkın arama yapmışım. 50’den fazla siteyi ziyaret edip vakit öldürmeye devam etmişim. Halimiz duman olmuş...
Birkaç atılımcı google bize logo yapsana diyor, bende pasif olarak destekliyorum.
Sabah beni bekleyen 2 proje var, ben hala geç kalktığımdan ötürü yatamıyorum. Sonra Pazartesi sendromu diye ortalıklarda gezineceğim olmayacak.
2 hafta önce gizliden indirdiğim –utanarak yazıyorum- Tom & Jerry Volume’lerini bitirdim, kimseyede söylemedim izlerken. Aralıksız saatlerce Tom ve Jerry izlemek çok keyifli bir şeymiş. (itiraf tadında)
UMUT @ saat 03:40 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }