Kahve falı baktırdım geçen gün. Kahve falına inansam mı, gerçekten çıkıyor mu gibi düşüncelerim hep vardı. Ama hepte inanıyordum enteresan bir şekilde.
Birine deli gibi aşıkmışım, önemli bir belge/evrak bekliyormuşum, çok büyük olmayan paralar gelecekmiş, kısa sürede bana yol gözüküyormuş, ufak hayallerim varmış gibi mesajlar geldi içtiğim şekerli türk kahvesinin son kısımlarından. Bakan kişi siteyi okuyor desem bi anlam çıkarıcam da, %90 çıkmış sanırım yine ne varsa.
Laf aramızda bu hafta sonu bi’ kaçamak yapıp “ufak yol” olayınıda bağlayabilirim bir yerlere.
UMUT @ saat 05:20 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
Sebebi gayet net ve açık. Açın haber kanallarını izleyin taksim ve diğer semtlerdeki kutlamaları, ne olmuş lan bu İstanbula? Bizim zamanımızda ne keko ne kro ne de başka sümsükler vardı. Bunları izleyince iyice çileden çıkıyor insan, alabildiğine maganda dolmuş ortalık. Cadde ve sokaklarda gezemez olmuş insanlar.
Bizim çocukluğumuzda gece saat 2'lere kadar mahallede yakar top oynar, en ufak güvenlik problemi yaşamazdık. Ayrıldığımızın 1. senesinde başlamıştı çöplere bomba koyma olayları zaten. Şimdi ise bazı semtler hariç yaşanmaz bi yer olmuş.
Nitekim şöyle bir deprem olsun, pisliklerin hepsi temizlensin diyesi geliyor insanın ama işte. Öylede çözülmüyor ki sorunlar, saçma bir çözüm önerisi haliyle.
Susayım ben en iyisi.
UMUT @ saat 20:48 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
Zaman : Ocak / 2021
Yaş : 35
O gün doktorla görüşmem iyi geçmişti, bana prostat olmadığımı boşuna endişe etmemi söylemişti. Ama beni akciğer konusunda uyarmıştı, sigarayı bırakmamı istiyordu. Bir sorun yoktu neticede, çok mutluydum, yolda arabayı park etmiş ayakta işiyordum korkusuzca. Hava oldukça sıcaktı, sebebi ise küresel ısınmanın o yıllarda yaptığı sorunlar. Mevsimler karışmış, Ocak artık yaz sezonuna giriyordu.
Otobandan çıkmış yavaştan radyo dinliyordum, haberlerde Neptün’ün gezegenlikten çıkartıldığını bahsetti. Ben Japonyada iken bunu pek takip edememiştim. Türkiye hala aynıydı, türban ve çöküş konuları, dejenere olmuş insanlar ve AB gibi konularla uğraşıyordu. Pişman değildim kaçtığım için, zira uğruna savaşılacak bir şey yoktu. Gündemden sonra spor haberlerine geçti, akabinde Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi Kupasının tüm storelarda gezeceğinide söyledi.
Akşam uydudan Lost’un yeni bölümünü indirmeyi düşündüm. Lostta 28.sezon olmuş, önümüzdeki hafta sezon arası verecekti. Bu sırada radyoda Armin Van Buuren State Of Trance 3220. seti çalıyordu, aklıma 2000lerin başı geldi. “ulan bu adamda ölmedi hala çalıyor” dedim kendi kendime. Sağ tarafta meggy (golden retriever köpeğim) yine koltuğa sıçmış olacak ki pis bi koku kapladı içeriyi, teknoloji bu olaya çare bulamamıştı ve müziğin büyüsüde gitmişti.
Eve nihayet varmıştım, tam girerken bi’ kadının silahla vurulduğunu gördüm. Artık buralar iyice karışmış, sosyal güvenlik yoktu. Kadını kot pantolon giyiyor diye öldürmüştü biri, -oha ya hala mı?- demeye kalmadı kaptım meggyi girdim evime.
Doktorumun attığı mesajı dinledim, yarın tekrar gelmemi istiyordu. Unutmayayım diye buzdolabının üstündeki yapılacaklar listesine yazdım, şu sıralar balık yemiyorum diye unutkanlıkta vardı çünkü şahsımda. İçeri geçtim, tam yazlıkları çıkartacakken hava birden kar yağmaya başladı. Eeeh yeter be diye sitem ettim, attım herşeyi dolaba. Gerilmiştim…
Tv izlemek istedi canım, Beşiktaşın 1 ay önceki şampiyonlar ligi final maçının özetini izliyordum. Sonra “ÇARŞI KÜRESEL ISINMAYA DA KARŞI” pankartını görüp gülümsedim. Uykusuzdum, yine kaç yıldır olduğu gibi tv başında sızmışım.
Sabah meggy yalayarak uyandırdı beni, süt içmek için dolaba yöneldiğimde doktorla olan randevumu fark ettim, daha 1 saat vardı buna ve ben kek ve süt ile kahvaltı yapıyordum. Ntv’nin 21.yılı şerefine Kongar ve Barlas tartışıyorlardı yine. Kongarın sesi bozulmuş barlas ise gözlüklerinden kurtulmuştu tıp sayesinde. Hazırlanıp dışarı çıktım.
Hastaneye tam girerken bi skandala şahit oldum. Bir başı açık bayan hastaneye alınmıyordu, recep.t.e’nin oğlunun cumhurbaşkanı olduğu şu dönemlerde ortalık iyice karışmıştı. Kadının başını kapatmasında direttiler, adeta geçmişin intikamını alıyorlardı.(!) Türkiye bildiğimiz İran olmuştu, 2007deki verilen sinyal ve atılan adımların meyvelerini yiyorlardı bazıları. Stv olayının kulaklarını çınlatıp aldırmadan içeri girip işimi halledip kaçtım oralardan.
Hemen Thy’yi arayıp biletimi ayırttırdım, erkekler bölümünde gidecektim. Dedim ya haremlik selamlıktı artık her şey, ve bu benim yaşadığım son işkenceydi.
Son kez bazı yerlere bakıp meggyide alıp tekrar gidiyordum buralardan…
Ama, sonra bi' an telefonum çaldı?!
\* 1.bölüm sonu, devamı gelecek. *\
UMUT @ saat 03:55 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
Önyargılarımın öne geçtiği anlarda kafamda böyle bir analiz yapmıştım. Neydi konu izah edeyim; bir insanla ilk konuşmada, ilk e-posta mesajlaşmanızda nasıl biri olduğuna dair ufak ama önemli ipuçları ile tanıyabilirsiniz.
-1.Grup : Ciddi Kişiler;
Bu tip insanları genel olarak mail adresinden bile tanıyabilirsiniz. Genellikle isim ve soyisim içeren kombinasyonlarda mail adresi kullanırlar. Bu size karşınızdakinin ciddi bir kişi olduğunu gösterebilir. Ciddiden kastım aslında tam olarak ciddi değil de, yani kimliğini dışa vurabilen biri olduğunu gösteriyor.*
Gelen maillerde misal en sonunda isim soyisim, iyi günler iyi akşamlar gibi notlar bulabilirsiniz, imzalarında abuk subuk metinler bulamazsınız. Msn takma adlarında (nick yazıcam da yazmıyorum) kısa ve öz şeyler yazar. İsim, İsim Soyisim, Takma Ad yalın bir biçimde gözükür, yanında başka bir şey olmaz. En güzeli ve normalidir zaten, neyse.
-2.Grup : Yeni Kullanıcılar;
Teknolojinin sohbet ve arkadaşlık nimetleri(!) ile yeni tanışan, nasıl bi şeymiş bu bizim arkadaş kendine sevgili buldu belki banada düşer mantığıyla ortamlara akan kendini belli eden gruptur bu. İlk üye oldukları site muhtemelen bilumum arkadaşlık siteleridir. Pardon ilk olarak orayı ziyaret ederler ama sonra hotmail mynet gibi mail servis sağlayıcılarına üye olurlar. Zira mail adresleri olmadan arkadaşlık sitelerine üye olamazlar değil mi? Bunlarda pek heveslilerdir efendim, hemen insanlar nerede ben burada tarzında her yere zıplarlar. Kendi bilgisayarlarından giriyorlarsa bu işe bütün spylarda bilgisayarlarında bulunur. Mp3 indireceğim, ali kırca videosu lazım derken ilk ay 2 kere windows yüklenir bunlara, ah bunlar yok mudur bunlar…
-3.Grup : Reklamcılar;
2.grubun bir üst modelidir bunlar. İkinci gruptan sıyrılan bir çok kişi 1 yıl sonra bu grupta bulur kendini, artık herkesi tanıyıp msn listeleri dolar bunların. Msnplus ile renkli nickler yazıp başına sonuna bissürü ascii karekterler koyarlar. Display picturelarında en kral resimler vardır. Mail adresleri değişmiştir artık, mynet değildir misal. Eski ikinci grup yoktur karşınızda. Duştayım, sıçıyorum tarzı dışarda modu ayarlanıp bunlardan uzaklaşılır.
-4.Grup : Türkçe Katilleri;
En sevdiğim gruptur kendileri. “Selammmm nabersss” diyerek belli ederler kendilerini. K yerine Q kullanırlar niyeyse. Beyinleri 10 kelimeden ibarettir aha yazıyorum: iiii,mjx,kib,aeo,yoq,defe,yafs,chok… kaç oldu? Hah bu kadar işte. Vandal bir moda girip hepsini dövebilirsiniz.
Öyle işte, sağlıcakla…
\*
Burada yazanların hepsi uydurmadır, evet hepsini bende yaptım "nihahaha". Bütün genellemeler de yanlıştır. (yersen)
*\
UMUT @ saat 20:53 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }
Bilmem kaç yıldır ilk kez bir yılbaşını 0 promil alkol ile geçirdim, bilmiyorum nasıl bir sene geçireceğim...
UMUT @ saat 01:13 civarlarında karalamış, vay be!
{ sms | s.s.s | © }