eFENDy.NET / { gevezeliğimin işe yaradığı tek yer! }

29 Ağustos 2006

umut her daim 3un1i

ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
ooooooooooooooooooooffffffffffffff
şemsiye açılmadı, bu senede üniversite yalan oldu.şansıma sokayım afedersiniz, ne lan bu sinir sistemim bozuldu. Tek fark askerede gitmiyorum o yani 1 sene daha ertelendi umutlar, peh.

Açıktan bu sene 3 dersi verip ama 2 ama 4 yıl gitmezsem adım umut değil, timuçin olsun a.k
{ sms | s.s.s | © }

Yazacak o kadar cok sey var ki…

Son zamanlar uzun yazı yazamama hastalığı başladı bende. Sebebi belirsiz, internetten mi sıkıldım acaba? Dar geliyor, şaka gibi ama dar geliyor.

Bunun belirtileri olarak konudan konuya atlamayı görüyorum, bu hafta çok az bilgisayar başına oturdum lakin yinede sıkılıyorum. Aslında sıkılmıyorum sanırım rutin hayat, gelecek kaygısı, sıcaklar, yangınlar, patlamalar. Hassas bir bünyem yoktu oysa ki, hem ruhsal hem fiziksel ota boka etkilenmez bilirdim kendimi. Başka bir sebepte gelmiyor ama aklıma. Şu an bile derdimi anlatamıyorum, zira işler hem boka sardı hem düzlükte.

Ne işi? O da belli değil ki, hayatımda sürüklenen bir akademik hayatım var, sürüklenmekten öte kaos. Ama aslında kaos da değil? Ne bu şimdi. İşte sorun bu. Neyse internet dar geliyor diyordum ya harbiden öyle. Elimden geldiğince izah edeyim.

Şimdi geliyorsunuz eve, yemek duş gibi stabil atraksiyonlardan sonra bir planda yoksa oturuyorsun bilgisayar başına. Lay lay lom… Msnde aynı kişiler, webde aynı siteler, forumlarda açılmış aynı konular, gelen aynı e-postalar, aynı diyaloglar aynı ortamlar vb. şeyler. Yazmakla bitmez… Bi’ konuya sarıyorsunuz akabinde, onunla belki 2 saat geçiriyorsunuz. Tamı tamına iki saat. Zaman değil ömür akıyor oysa, içini dökmek istiyorsun ama artık o da boka sarıyor. Yazmak sıkıyor belkide, belkide şu an ki gibi sıkmıyor. Göreceli bir konu oluyor bünyemde. Saçmalıyorum…

An geliyor günlüğüme giriyorum, rasgele tıklıyorum arşivden bir aya okuyorum. Ha siktir bunları yazan ben miydim diyorum kendi kendime. V yerine w kullanmalar, ş yerine $. Başkasının yazdıkları gibi okuyorum sahiden, o da bitiyor bu sefer gerçekten başkalarının günlüklerini okuyorum. Kimi aramak istiyorsam buluyorum elbet, google var. Eski bir dost mu var, yazıyorum kullandığı nickname’i google’a tak yeni açtığı günlük karşımda. Onuda okuyorum, tekrar tekrar… Yine saatler akıyor…

Şarkı sözlerini yazmak istiyorum, sırf kendim için. Sözlerini bildiğim halde tekrar yazıp oradan okuyarak takip etmek istiyorum, akabinde para kazanıyorum boktan şeylere onu harcıyorum. Sonra ortaya biri bir konu atıyor, onu konuşuyor tartışıyoruz… Saatler geç oluyor ama her saatin farklı bir kesimi var internette, dedim ya dar geliyor…

Başka bir ortam denilen yerlerden arıyorum, buluyorum da. Girip oradaki insanları sadece mesajlarından ötürü tanıyorum. Isınıyor ya da ısınmıyorum, sonra ondan da sıkılıyorum.

“Piçlik” diye tabir edilen “denyolukları” yapmaya da bayılıyorum elbet. Samimi arkadaşlarım, yani kahrımı nazımı çeken arkadaşların msn adreslerini genel platformlarda “kız msn adresi” diye dağıtıyorum. Sonra karşı atak geliyor listede tanımadık onlarca kişi, yazık hepsinin de derdi aynı diyorum, “merhaba” diyerek kibar bir giriş 2.mesajda ise isim 3.mesajda resim diyerek gidiyor… Ters bi anda eklemişlerse azarlayıp siliyorum, cevap hakkı da vermiyorum. Gerek yok.

Tamamen internette internetin gerektiği üzere yaşıyorum, evet ne demek bu diye düşündürüyor ama böyle yani. Biri tutup “selamın aleyküm” yazıyorsa ona “aleyküm selam” diye karşılık veriyorum, oysa normal hayatta bu selamlaşmayı nerede kullanıyorum, ağzıma bile değmemiştir (anlatamadım idare et). İnternette hep internet hakkında konuşmak işte…

Böyle amaçsız gayesiz yazı yazmayı özlemişim sanırım ben, blog & günlük kavram kargaşasına dalmadan tamamen egonun tatmin olmasını. Zaman zaman “herkez” yazanları uyarıyorum, bana ne oluyorsa. Sen değil miydin geçen sene soru ekini bitişik yazan adam, hiç işte.

Vaktim bol, düşünecek pek şeyim yok ise kendi ütopyamı kuruyorum. Her şeyi kapatıp saçma sapan kullanıcı isimleri ile sohbet odalarına giriyorum, orada bir daha konuşmayacağım, görüşmeyeceğim insanlarla muhabbet ediyorum. Tuhaf oluyor, bunu neden yaptığımı kestiremiyorum.

Bazı zamanlar çok pis itiraf edesim geliyor, yok asla itiraf.com ‘a giren bir insan değilim. Yılda ortalama 1 kere girmişliğim vardır. Kime denk gelirse döküyorum içimi, fikir alışverişi yapıyorum sonra düşünüp “niye böyle düşünmedim” diyorum.

Derken “Yılmaz Erdoğan – Mevsimlik Şarkı” çalıyor winampta, o şiirin ne kadar güzel olduğunu tekrar fark ediyorum. Sözlerine takılıyorum;

“ömrümün sol anahtarısın
hazan makamının kapısını açan
ne nisanlar gördüm ben
ilkbahardan kaçarken
bir mızrapa tutunan

ve sen hiçbir zaman
sol anahtarı yaptıracak bir çilingir
bulamazsın
bana kalırsa sen,
ömrümün sonuna kadar,
o şarkının kapısında kalacaksın!”


Ne güzel şiir yazmışsın diyorum Yılmaz Erdoğan’a. Duymuyor tabi, kulakları çınlıyorsa bilemem. Sonra diyorum ki ben, aaa bunun abisi Gülben Ergenle evlenmişti di mi. Magazine akıyorum… Magazin hayatın parçası diyorlar ya, doğru gerçekten de öylemiş. O adam o kadınla nasıl evlendi diyorum, hesap soruyorum kendimce. Bana mı soracak halbuki? Ben şu an bunu kime sordum…

Bilen bilir zeytinden nefret ederim, aslında nefret kelimesini kullanmaktan kastım sevmemekten daha ötesi. O çekirdeği filan, zeytinle küçüğümle bir problemimde yok zira küçükken yemiştim 1-2 kere. Benim hatırladığım bu yani. Niyeyse istemiyorum işte… Ya ya, sorunlarım bitmiyor.

Kelime oyunlarını seviyorum, kelime oyunlarını yapanları seviyorum. Farz-ı misal “bir şiir istersin içinde benzetmeler olan kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir şey yok” bunun gibi. Romantik gelmiyor ama kulağa hoş geliyor falan.

“Yavşak muhabbet” diye bir tanım ekleyip sözlüğe diğer konuya dalıyorum. Bir gün oturdum birine sahte bir hikaye anlattım, aynı bu yazının başından sonuna aktığı gibi tek fark o sahteydi. Dedim dedi gittim tanıştım kelimeleri bol bol geçen bir hikaye, sonra okudum onu baştan sonra ben napmışım ya dedim, aynı şimdiki gibi.

Sahi, ne anlatıyordum ben?

{ hoşuma gitti, hatırlayayım buna devam edeceğim. }

{ sms | s.s.s | © }

24 Ağustos 2006

Kazandim da elmam kizarmadi?

Şimdi, evvela şuradan başlayayım; Bitti ulan!

Son i-k-i yılımın saçma sapan, talihsizce harcanışını (akademik bakımdan) oturdum izledim. Ama %99.9 bu sefer oldu bu iş, üçüncü tercihimle aramızda sıcak temaslar var. Fizikle de ılımlıyız, yüzdük yüzdük kuyruğuna geldim. Bi’ baktım ki Balıkesir’e ulaşmışım.

Böyle işte, 3. tercihim olan Balıkesir’i tutturmuşum. İzmir, Bursa, Balıkesir… diye giden listemde benim için güzel bir haber oldu, hatta daha da ötesi. Şu işlemler tam anlamıyla bitsin, gideyim kaydımı yaptırmaya evimi tutayım okula başlayayım toprağı öpeceğim yahu. (yersen)

Üniversitesi diyoruz da şimdi, bilmeyen için “Balıkesir Üniversitesi” diyeyim geçeyim. Kaç yıl? Bölüm ne? Kaç puanla girdin? Gibi detaylara girersek olmaz. Tamam lan tamam 2 yıllık yüksek okul işte, de ben çalışıp 4 yıllığa geçeceğim zaten. Valla?

O değil de hayatımı sömüren, yakamı bırakmayan Göztepeli Burak’ı acemi birliği için Jandarmasına teslim ettik sabah. Hayırlı tezkereler…

{ her şey üniversite işi garanti olunca daha kıyak olacak
}

{ sms | s.s.s | © }

22 Ağustos 2006

bir bolu 6 arti bir bolu 6 esittir

“Olmayınca olmuyor işte” cümlesini bu hafta “İsteyince nasıl oluyor ama” değiştirmek istiyorum zira bu hafta İzmir’deki maçımıza gittim, hatta güzel bir skorla mutlu bir şekilde geri geldim.

Gerçi bu hafta stresli ve sıkıcı geçiyor ama, nedir o öyle empedans, aynalar, dirençlerin manuelası vb. şeyler kısaca Fizik işte. 4 gün sonra tercih sonuçları da açıklanıyor zaten, tutsun istediğim yer kurtulayım şu ders sorunlarından da alayım kombinemi bu sene geç olmadan.

Fizik demişken 2004’de nete attığım fizik defteri sayfam aklıma geldi. Zaten defter tüm sene boyunca 10-12 sayfaydı, bu da dolulardan bir sayfa. Buradan bakıp “tüh Allah cezanı versin” demek serbest.

Kafa dağıtalım, hemen Ümit Besen – Nikah masası klibini izleyelim. :)

{ sms | s.s.s | © }

17 Ağustos 2006

Aptal Karga - Oteki Dunya

Aptalkarga! Öteki Dünya!

Gün geçmiyor ki internette yeni bir boş zaman geçirme aparatı çıkmasın. Bu kez tanıtacak olduğum oldukça eğlenceli, en azından değişik ve emek harcanmış bir chat simulatörü, ya da öyle bir şey işte.

Adı Karga, sloganı ötekiDünya! Buna yakın en güzel ortamı chatcity’de yapıyorduk o da sıkmıştı hep aynı şeyler… 3D farkını yaşıyoruz aptalkargada :) Hatta tuttuğunuz takımın formasını bile giyebiliyorsunuz, ya yaa... Daha bilimsel bilgileri için web sitesinden karga nedir?'e cevap;
karga nedir?

en kısa sözcüklerle, karga 3b (üç boyutlu) bir sohbet sistemidir. basit bir sanal gerçeklik sistemi diye de adlandırılabilir

kullanıcılar, oyunlarda olduğu gibi 3b mekanlarda gezinebilirler, birbirlerini görüp konuşabilirler, görünüşlerini değiştirip çevreleriyle ve birbirleriyle (dansetmek, öpüşmek gibi) etkileşebilirler

gelecekte, karga'ya başka oyun öğeleri de (bulmacalar, taşıt araçları, kullanılabilir nesneler, takım oyunları gibi) eklemeyi planlıyoruz

Birde hatıra koyalım, zaman zaman bende kargada takılıyorum tabi ;)

Free Image Hosting at www.ImageShack.us

Web :
http://www.aptalkarga.com/tr/index.html

Gereksinimler :
+Java 5 (bilgisayarınızda olup olmadığını aptalkarga'nın web sitesinden kontrol edebilirsiniz)

İyi Eğlenceler...
{ sms | s.s.s | © }

07 Ağustos 2006

E Insaf!

Uzun süredir değinmediğim bir konuya değineyim, yazıların çalınması.

“Google Alerts” diye bir şey olmasa haberim olmaz belki ama, bakıyorum ki bu siteye girip beğenip ya da beğenmeyip yazıları direk başka siteye aktaranlar var. İnandırıcı gelmiyor farkındayım, kim ne yapsın senin –misal çocukluk- anını.

Şu ana kadar 4 tane site buldum siteyi direk silip süpüren. Siteden materyal alabilirsiniz bu normal, bene alıyorum yeri geliyor bunun bir şeyi yok resim resimdir, link linktir. Ama yazının aynısını direk çalmak apayrı bir şey, çocukluğunuza dönüp bakmak gerektirecek bir şey. Lütfen, rica ediyorum bokunu çıkarmayın. Bende size sizi anlatan cümleler içeren mail atmayayım, anlaştığımızı umuyorum.

Deal is a deal!

{ sms | s.s.s | © }

Olmayinca Olmuyor Iste

Ah ben bugün -aslında dün yani, ben hala uyumadım bugün gibi geliyor işte- Manisa’ya Beşiktaş maçına gidecektim, olmadı. Olmaması zaten sinir bozucu, sebep? Gidecek adam bulamamak. Ne kadar acı, üzücü. Tek gideyim dedim hayda gece dönüş için otobüs yok.

N’apalim olmuyor dedik, tv karşısında izlerim Beşiktaş’ımızın galibiyetini diye düşündüm. O da olmadı, ne şanssız iş bu?

Tamam geleneği bozmuyorum, sinirimi belirtmeyip olmayınca olmuyor diyor geçiştiriyorum.

Bu arada benden duymuş olmayın Ali Kırca ’nın erotik filmi dolaşıyormuş internette, evet atv ana haber Ali Kırca. İnanması zor di mi?

{ sms | s.s.s | © }

05 Ağustos 2006

bla bla - 2

Bazı zamanlar, bu gecede onlardan biri sanırım böyle bir rahatsızlık söz konusu oluyor bende. Müzik dinleyeyim diyorum, rasgele parça çalsın diyorum. Diyorum da kafam daha da şişiyor.

Misal Funda Arar, çok gürültülü. Bağırma o kadar ablacım lütfen. Soft bir şeyler arıyorum, Sertab? Yok o da olmaz. Huysuz bir insan oldum galiba ben, hiçbir şeyi de beğenmiyorum. "Velvet Underground – Crimson and clover" var mesela grubu tanımam ama güzel parça evet.

Barış Manço dinleyeyim ben ya, kaç yıl oldu en son vefatı zamanında "Mançoloji" albümünü dinliyordum, en iyisi o galiba. Huzur içinde hatırlayayım kendisini…

Pazar günüde büyük ihtimal Vestel Manisa – Beşiktaş maçındayım, o gün resetlenirim herhalde.


{ sms | s.s.s | © }

04 Ağustos 2006

Aşığıyız Renklerimizin...

“Aşığıyız Renklerimizin, Ama Bu Vatan Hepimizin!”

Bugün Türkiye’deki en büyük taraftar gruplarının sitelerinde yazan mesajdır bu. Farklı renklere gönül veren taraftarın ferdi görevini yerine getirmedir bi' nevi. Bu eyleme katılan sitelerin adresi;

http://www.ForzaBesiktas.com
http://www.besiktask.net
http://www.antu.com
http://www.ultraslan.com
http://www.serencebey.com
http://www.webkartallari.com/
http://www.ultraslan.com/
http://www.carsi.biz/
http://www.bordomavi.net/
http://www.1907unifeb.org/
http://www.gencfb.org/
http://www.galatasaraymedia.com/
http://www.bursasporum.com/

Protesto

{ sms | s.s.s | © }

03 Ağustos 2006

Tarkan @ Kusadasi

6-7 Yıl aradan sonra (ya eksik ya fazla hatırlamıyorum) Tarkan’ın konserine bir daha gitmek nasip oldu. Daha doğrusu biz zaten evde balkondaydık o geldi. Gayet ciddiyim…

Biz balkonda oturmuş efendi efendi içkimizi içerken baktık Kuşadası Özer Türk Stadyumu doluyor, 2 tribün tamamıyla dolu ve sahanın yarısı yani sahnenin önü orası da dolu. Sonra öğrendik ki Tarkan’ın konseriymiş, yaa…

Şaka bi’ yana, uzun süreden sonra yani o zamanlar Panço’nun (şimdiki Doritos) konseriydi şimdi Avea’nın Tarkan iyi geldi, “Gitti gideli” parçası için bile buna değermiş...

{ sms | s.s.s | © }